İHD Adıyaman'da ​1 Eylül Dünya Barış Gününü Kutladı - Videolu Haber

İnsan Hakları Derneği (İHD)Adıyaman Şubesi üyeleri, 1 Eylül Dünya Barış Günü nedeniyle Demokrasi Parkında bir araya geldi.

İHD Adıyaman'da ​1 Eylül Dünya Barış Gününü Kutladı - Videolu Haber
İHD Adıyaman'da ​1 Eylül Dünya Barış Gününü Kutladı - Videolu Haber
Bu içerik 217 kez okundu.

İHD Adıyaman Şube Başkanı Başkanı Av. Bülent Temel, burada yaptığı açıklamasında,BM İnsan Hakları Evrensel Bildirisi’nin başlangıç maddesi ile 28. maddesinde barış ve barışın temellendirileceği uluslararası ve ulusal sosyal düzenlerin, bu bildiride yer alan haklara ve özgürlüklere dayanması gerekliliği vurgulandığını kaydetti.

Temel, BM Genel Kurulu, halkların barış hakkına dair bildiriyi Genel Kurul’un 12 Kasım 1984 tarihli oturumunda kabul ve ilan ettiğini anımsatarak, açıklamasını şöyle sürdürdü:

"Bildiride barış hakkının kutsallığı, bu hakkı korumanın ve uygulanmasını sağlamanın da devletler için bir yükümlülük olduğu vurgulanır.

Dünyada Birleşmiş Milletlerce resmen tanınan 193 devlet vardır. Egemenliklerini tamamlamış ancak tanınmayan ülkelerinde hesaba katılması durumunda bu sayının çok daha fazla olduğu aşikârdır.  Dünya bir ve tek iken insanlar temelde eşit iken bu kadar fazla sayıda devletin varlığı ile yaratılan çelişkiler sonucu Filistin, Suriye, Irak, Doğu Türkistan ve dünyanın birçok yerinde çatışma ve savaşlar yaşanmaktadır."

-"TÜRKİYE’NİN DE ACİL BARIŞA İHTİYACI VAR"

Türkiye etnik, dilsel, dinsel ve kültürel özellikleri bakımından çoğulcu bir dokuya sahip olduğunun altını çizen Temel, "Çoğulculuk, İnsan Hakları Savunucularının pek çok kez vurguladığı ve yansıttığı, “herkes farklı, herkes eşit” sloganında ifadesini bulur. Çoğulculuk aynı zamanda demokrasinin de temelidir. İnsan Hakları savunucuları demokrasi ile insan hakları arasında koparılamaz bir bağ bulunduğu düşüncesindedir. O nedenledir ki, Türkiye’nin temel sorununun insan hakları ve demokrasi sorunu olduğunun altını çiziyor ve bu temel sorununun en önemli halkasının da Kürt sorunu olduğu tespitinde bulunuyoruz."

Temel, Türkiye'nin Kürt sorunu gibi temel sorununu çatışma yöntemlerini kullanarak çözememiş bir ülke olduğunu bu nedenle silahlı çatışmaların ülke içi ve ülke dışında devam ettiğini belirterek,"İHD verilerine göre 2015, 2016, 2017 ve 2018 yıllarında silahlı çatışmalarda 3 bin 272 asker, polis, korucu, silahlı militan ve sivil yaşamını yitirmiş, 2 bin 646 kişi yaralanmıştır. Silahlı çatışma ortamının etkisiyle tüm Türkiye'de 2015, 2016, 2017 ve 2018 yıllarında 946 kişi yargısız infaz sonucu yaşamını yitirmiş, bin 127 kişi yaralanmıştır. Aynı dönemde, yasa dışı örgütlerin saldırıları başta olmak saldırıya uğrayıp yaşamını yitiren insan sayısı 627, yaralı sayısı ise 3 bin 529'dur. Bu rakamları topladığımızda 4 bin 845 kişinin öldüğünü, 7 bin 302 kişinin yaralandığını görmekteyiz. Bu tablo ağır insan hakları ve insancıl hukuk ihlalleri gerçekleştiğini göstermektedir. TİHV verilerine göre ise 16 Ağustos 2015’ten 1 Temmuz 2019 tarihine kadar geçen süre içerisinde toplam 11 il ve en az 51 ilçede tespit edilebilen en az 369 resmi sokağa çıkma yasağı ilanı gerçekleşmiştir. Sokağa çıkma yasaklarının uygulandığı il ve ilçeler ile kırsal bölgelerdeki silahlı çatışma halinin sonuçları oldukça ağırdır. Yüzlerce sivil can kaybının yanı sıra tahrip edilen yerleşim yerleri sonucunda yerlerinden zorla edilen yaklaşık 500 bin kişi bulunmaktadır. 2013-2015 tarihleri arasında, çatışmasızlığın Türkiye toplumuna yaşattığı huzur dönemidir."ifadelerini kullandı.

-"TÜRKİYE ÇOK UZUN ZAMANDIR, SİLAHLI ÇATIŞMA ORTAMINI YAŞAMAKTADIR"

Kürt sorununun çözümsüzlüğünün yarattığı silahlı çatışma halinin, hayatın tüm alanlarını etkilediğini ifade eden Temel, şöyle devam etti:

"Halen Türkiye'nin içerisinde bulunduğu ekonomik kriz, kürt sorununda yaşanan bu çatışmalı ortam göz ardı edilerek açıklanamaz. Devletin silahlı çatışma ve savaş halini sürdürmek için ülke içinde ve ülke dışında (Suriye ve Irak) yürüttüğü askeri faaliyetlerin ekonomik maliyeti oldukça yüksektir. Türkiye çok uzun yıllardır silahlı çatışma ortamını yaşamaktadır. Bu silahlı çatışma ortamında Eren Bülbül, Ceylan Önkol gibi çocuk yaşta katledilen siviller bulunmaktadır. Sıranın kendisine geldiğini bilmeden   Sürekli etrafına “iç savaş çıkacak, herkes ölecek, ben artık insanların ölümüne dayanamıyorum’’ diyen Kemal Korkut 2017 yılının 21 Mart’ında Diyarbakır Newrozun da katledildi. Her yerde ve her zaman barışı savunan Tahir Elçi 28 Kasım 2015 tarihinde barışa dair açıklama yaparken açıklamasına katledilerek yanıt verilmiştir. Eren Bülbül, Ceylan Önkol, Kemal Korkut ve Tahir Elçi kamuoyunca bilinen ölümlerdir ve diğer hayatını yitirmiş insanlar hiçbir farkları yoktur. Yaşamını yitirenlerin tamamı barışın sağlanamadığı ülkemizin birer kurbanıdır."

 

Temel, Kürt sorununun çözülmediği için Türkiye'nin ülke içinde yürüttüğü askeri operasyonların Suriye'ye müdahaleye kadar uzandığını vurgulayarak,

"2016 yılında Suriye’nin Cerablus-Azez bölgesinden sonra 2018 yılında Afrin bölgesi de müdahaleyle sonuçlanmıştır. Ocak 2018’de başlayıp Mart 2018’de sona eren Afrin’e yönelik askeri müdahalede çok sayıda sivilin yaşamını yitirdiği, başta BM olmak üzere dünya kamuoyunun bilgisindedir. Türkiye, Suriye’deki askeri operasyon ve nüfuz alanını Fırat’ın Doğusu’na yaymak için de her türlü girişimde bulunmaktadır. Bunun yanı sıra Türkiye’nin halen Irak’ın kuzeyinde Federe Kürdistan Bölgesi’nde aralıksız askeri operasyonlar yaptığı bilinmektedir. Buradaki can kayıpları hakkında herhangi bir sağlıklı bilgi alınamamaktadır. Görüldüğü gibi Kürt sorununun çözümsüz kalması durumunda, çatışmaların kapsadığı alan giderek büyümektedir. Bunun insani ve mali açıdan sürdürülebilir bir yanı yoktur. Kalıcı barış için çatışma nedenleri ortadan kaldırılmalıdır. Bunun için ilk yapılması gereken çatışmaların durması, diyalog yollarının açık tutulması, insan hakları ve demokrasi eksenli çözüm arayışlarına imkân sağlanmasıdır."şeklinde ifade etti.

-BARIŞ İÇİN GEREKİRSE BALDIRAN ZEHRİ İÇMENİN TAM ZAMANI"

Belediye başkanlarının görevden alınmasının yeni bir barış sürecini zora itecek kararlar olduğunu belirten Temel, şunları kaydetti:

"31 Mart 2019 yerel seçimlerde yüksek oy oranıyla seçilen Diyarbakır Büyükşehir Belediye Eş-Başkanı Adnan Selçuk Mızraklı, Mardin Büyükşehir Belediye Eş-Başkanı Ahmet Türk, Van Büyükşehir Belediye Eş-Başkanı Bedia Özgöçke Ertan’ın görevden alınmaları da yeni bir barış sürecinin inşasını zora koyacak kararlardır. Türkiye'nin demokrasi ve insan haklarına dayalı yeni bir toplum sözleşmesi yapması, barıştan ve barışı savunmaktan başka çaresi yoktur. Bunun için de ülkemizdeki demokrasi güçlerinin kararlı birlikteliği sürdürülebilir yeni bir barış sürecinin başlaması için en önemli güvence olacaktır. Türkiye’de barış ve demokrasiden yana kesimlerin birlikte mücadelesinin sonuç alacağı inancındayız. Barış için her türlü milliyetçiliğin ayaklar altına almanın, barış için gerekirse baldıran zehri içmenin tam zamanı."

 

 

Kaynak : PHA
Haberin Videosu :
Sende Yorumla...
Kalan karakter sayısı : 500
İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR X
Besni'nin Kanayan Yarası Trafik Sorunu Çözüm Bekliyor
Besni'nin Kanayan Yarası Trafik Sorunu Çözüm Bekliyor
Besni Belediye Başkanı Öztürk:″Fakültemize Sahip Çıkalım″
Besni Belediye Başkanı Öztürk:″Fakültemize Sahip Çıkalım″